Bursa’ya bakmanın değil artık kenti görmenin zamanı…

Bursa’nın Old Town olarak nitelendirilen eski merkezinde büyümüş biriyim. Bu nedenle Bursa’nın kültürel değerleriyle hep iç içeydim. Kentin doğal güzelliklerinin keyfine de hafta sonu yaptığımız aile gezileriyle varıyordum.

Şehir dışından gelen arkadaşlarıma da kenti gezdirmekten mutluluk duyarım. Onların Bursa’dan keyif almaları ve yeniden gelmek istemeleri ise ayrıca memnuniyet vericidir benim için.

Geçen hafta sonu TÜRSAB Güney Marmara Bölge Temsil Kurulu ile Bursa Büyükşehir Belediyesi’nin birlikte düzenlediği “Herkes Kendi Şehrinin Bir Günlük Turisti Olsun” organizasyona basın mensupları olarak davet edildik.

Muradiye’den başlayıp İznik’te sona eren organizasyonun açılışına Bursa Vali Yardımcısı Mustafa Gündoğan, Bursa Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Süleyman Çelik, Bursa İl Kültür ve Turizm Müdürü Dr. Kamil Özer, TÜRSAB Yönetim Kurulu Muhasip Üyesi Hasan Eker, Güney Marmara BTK Başkanı Murat Saraçoğlu ve Güney Marmara BTK Genel Sekreteri Gülşen Erice de katıldı.

Projenin sloganı “Herkes Kendi Şehrinin Bir Günlük Turisti Olsun” olarak belirlenmişti.

Mevcut durumu gözümün önüne getirince çok yerinde bir ifade olarak gördüm bunu.

Neden derseniz; şöyle…

Bursa, sanayisiyle ön plana çıkan bir kent. Bu özelliğinden dolayı her yıl yaklaşık 60 bin kişi Bursa’ya geliyor. Göçle kentimize gelenler, kentimizin tüm yönlerinin ne kadar farkında?

Ya da yine yıllar önce kente yerleşmiş ama bulunduğu mahalleden çıkıp da Bursa’yı gezmiş, görmüş kaç kişi var?

Öte yandan kentin batı kesiminde yeni yerleşim yerleri doğuyor.

Dolayısıyla şu an kimler kent merkezinde zaman geçiriyor? Her gün yanından gelip geçtiğimiz kültürel varlıklarımızın ne kadar farkındayız?

Ya da “Nasılsa buradayız, bir gün gideriz” düşüncesiyle kaç kişi kentin doğal güzelliklerinin keyfine varıyor?

İşte belki de bu yüzden, “Herkes Kendi Şehrinin Bir Günlük Turisti Olsun” projesinin başlangıcı, kamuoyu algısını da oluşturmak amacıyla basın mensuplarıyla yapıldı.

Güney Marmara BTK Başkanı Murat Saraçoğlu, projenin 10 farklı grupla 10 farklı tur programıyla devam edeceğini ifade ederken, bu farklı grupların içinde çeşitli meslek gruplarının ve muhtarlıklarla yapılacak görüşmelerle belirlenecek vatandaşların da yer alacağını söyledi. Amaç, kentte yaşayan her kesimde kentin turizm değerlerine ilişkin farkındalık yaratabilmek.

Bence projenin kilit noktası da bu; bizler yaşadığımız kentin turizm değerlerinin farkında olursak bu değerlerimize daha iyi sahip çıkarız.

Son 2 yıldır koronavirüs salgını, tüm dünyada birçok sektörü etkilerken, turizm bunların başında yer aldı. Salgının hızını yavaşlatmasıyla da sektör yavaş yavaş hareketlenmeye başladı.

Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın açıkladığı konaklama istatistiklerine göre Bursa’daki turizm tesislerinde 2021 yılında konaklayan kişi sayısı bir önceki yıla (2020- 1 milyon 68 bin 121 kişi) göre yüzde 31,7 oranında artmış ve 1 milyon 406 bin 999 kişi olmuş. Ocak-Mart 2022 tarihleri arasında ise 477 bin 507 kişi kayıtlara geçmiş. 2020 yılında 128 bin 468 yabancı; 939 bin 653 yerli, 2021 yılında 220 bin 56 yabancı; 1 milyon 186 bin 943 yerli, Ocak-Mart 2022 arasında ise 87 bin 211 yabancı; 390 bin 296 yerli turisti Bursa’mızda misafir etmişiz.

Yurt dışından gelen turistlerin dağılımına baktığımızda ise (2021 yılı için) Kuveyt, Almanya, Rusya, Irak, Birleşik Arap Emirlikleri, Amerika Birleşik Devletleri, Ürdün, Katar, Fransa ve Endonezya gibi ülkeleri görüyoruz.

Konaklamalı turistlerin yanı sıra günübirlik ziyaretçiler de kentimize gelmiş.

Bu noktada yıllardır hedeflenen elbette ki konaklamalı ziyaretçi. Gezmeli, görmeli, yemek yemeli, alışveriş yapmalı turistler tıpkı dünya ülkelerinde olduğu gibi.

“Her şey dahil” sistem belki güney bölgelerini ayakta tutuyor ama kültür turizmi ülkemizin sahip olduğu değerlerin hakkını verecek ve gerek kentlere gerekse ülke ekonomisine katkı sağlayacak en önemli başlıklardan.

Bursa bu anlamda çok değerli ancak bakıyorsunuz Bursa’nın mevcut potansiyeli ile ağırladığı ziyaretçi sayısı ters orantılı.

Bizim basın mensupları olarak Muradiye Kur’an ve El Yazmaları Müzesi, Muradiye Külliyesi, Uluumay Osmanlı Halk Kıyafetleri ve Takıları Müzesi ile başlayan turumuz, Umurbey İpek Üretim ve Tasarım Merkezi ile devam etti.

İpek Yolu’nun önemli duraklarından olan Bursa’da ipeğin hikâyesini dinlemek, ipeği hissetmek harika bir şeydi. Bursa Büyükşehir Belediyesi Umurbey İpek Üretim ve Tasarım Merkezi Üretim Sorumlusu ve proje koordinatörü Mehmet Ünal’ın çabaları bu anlamda çok kıymetli. Bursa ipeğinin yolu açık olsun. Yeniden hak ettiği yere gelsin.

Ardından ise belki de bugün inanç turizm anlamında dolup taşması gereken İznik’e geçtik. İznik’te Ayasofya Orhan Cami ve çini atölyelerini ziyaret ettik. İnanç turizminde önemli bir yer tutacak Sualtı Bazilikası (Aziz Neophytos) ise ziyaretin en keyifli yerlerinden biriydi.

Sualtı kazılarında çıkan eserlerin sergileneceği sualtı müzesinin hazırlıklarını yaptıklarını ifade eden Bursa Uludağ Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mustafa Şahin’den bazilikanın ortaya çıkış hikâyesini dinledik. Yabancı birçok televizyon kanalının buraya gösterdiği ilgiyi anlattığında çok mutlu olduk. Devamının gelmesini diliyoruz.

Evet, Bursa’nın sanayi kimliği birçok açıdan önde ancak turizm de en az onun kadar önemli bir gelir kaynağı.

Ne denir; anladığın kadar anlatabilirsin. Biz ne kadar iyi anlarsak kentimiz için turizmin önemini, değerini o kadar iyi anlatırız herkese.

Bacasız endüstri olarak nitelendirilen sektöre herkesin katkı koyması temennisiyle…

YORUM EKLE